********** EFT&Havale İle Ödemede %5 İndirim Uygulanmaktadır. ******************** Kargo Ücreti Sabit 14.00 TL'dir. **********

(17x24 cm, lüks bez cilt) / Şârih: Molla Muhammed el-Kersî

Bediüzzaman Saîd Nursî Hazretlerinin, 115 sene önce harp cephesinde te’lîf ettiği “İşârâtü’l-İ‘câz” adlı eserinin meâl ve şerhi tamamlandı. Molla Muhammed el-Kersî'nin riyâsetinde ilmî bir hey'et tarafından hazırlanan yedinci cildde, Bakara Sûresi’nin 26-33. âyetleri tefsîr ediliyor.

Ellah’ın sivrisinekten misâl getirmesi, Kur’ân’da tekvîn ve teklîfin beraber işlenmesi, ahdini bozup yeryüzünde fesâd çıkaranlar; insâna hayât verilmesi ile birlikte ihsân edilen ni‘metler; semâvât ve arz ile insânın yaratılışı, ölümü ve dirilişi; yerin altında beşeriyyetin istifâdesi için saklanan hazîneler, bin sene yaşamaya elverişli yaratılan insânın yüz seneye bile ulaşmayan ömrü; melekler, cinler ve şeytánların varlık sebepleri; “ta‘lîm-i esmâ” ile bütün yaratıklara üstünlük sağlayan insânın Yaratıcısına karşı mükellef tutulması gibi konuların anlatıldığı eserde, 30. âyetin tefsîri yapılırken “fesâd çıkarma” ve “kan dökme”ye şöyle bir paragraf açılıyor:

“Müellif (ra), vâv harf-i atfının nüktesi hakkında diyor ki; vâv atıf harfinin burada, bu makámda gelmesi, nev’-i beşerin, iki ahlâk-ı rezîle olan fesâd ve sefk-i dimâ’ı cem‘ ettiklerine, iki azîm günâhı berâber yaptıklarına ve bu iki rezâleti beraber işlediklerine işâret içindir. Burada ma‘tûf ile ma‘tûfun aleyhi arasında münâsebet vardır. Zîrâ bir insan, Şerîat’a riáyet etmeyip isyân ederse, harâma dalarsa; bu, onu sefk-i dimâa, kan dökmeye sevk eder; netîcede ona incirâr eder.

“Evet, nev’-i beşerin, dünyâdaki bu isyânı neyi getirdi? Harbi getirdi. Haksız yere milyonlarca insânın kanının dökülmesine sebebiyet verdi. Demek bu iki ahlâk-ı rezîle, birbirine sebebiyet veriyor. Fesâd, sefk-i dimâa götürür. Elláh’a karşı isyân olunca, nev’-i beşerin arasında zulüm başlar. Yani evvelâ, Ellâh’a karşı isyân başlar, hukúkullah gider; sonra hukúk-u ibâd gider. Bu cümle-i Kur’aniyye’de, buna binâen isyân fiili değil; ifsâd fiili kullanılmıştır. Zîrâ isyânın sonu fesâddır. Fesâd da nizám-ı álemi bozar. O da sefk-i dimâa götürür; kanlar dökülür. Bu fesâd ve sefk-i dimâın netîcesinde, dünyânın nizámı tamâmen bozulur. Dünyâ, harâb olur, gider. Böylece bu iki ahlâk-ı rezile, aynı hükümde birleştiler. Demek bu iki ahlâk arasında münâsebet vardır. Öyle ise, bu vâv-ı atıf, tam makámında gelmiştir.

“Şimdi yeryüzünde, hem had safhada fesâd var; buna bağlı olarak herkesin huzúru kaçmıştır. Hem de sefk-i dimâ’ var; bunun netîcesi olarak da haksız yere kan dökme, son haddine ulaşmıştır. Hiçbir yerde şer’í kánûnun tatbîkátı yoktur. Öyle ise, tek çâre-i necât, álemin nizámının zenbereği olan Şerîat-ı Ğarrâ’nın, bütün dünyâda ilmî, amelî ve edebî sâhada tatbîk ve icrâsıdır.”

13255.9D8.BC9.9417
/
Tefsir
/ /
Tek Çekim
2/9
Taksit
2/9
Taksit
2/9
Taksit
2/9
Taksit
2/9
Taksit
2/9
Taksit
Bu ürüne henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun